
Dünya edebiyatının en sıra dışı isimlerinden biri olan Franz Kafka, yaşadığı dönemde büyük bir şöhrete ulaşamadı. İç dünyasını, yalnızlığı, bürokrasiyi ve insanın varoluş sancılarını anlattığı eserleri bugün milyonlarca kişi tarafından okunuyor. Ancak bu büyük mirasın günümüze ulaşması, onun son isteğinin yerine getirilmemesi sayesinde mümkün oldu.
Kafka, hayatı boyunca yazdıklarından hiçbir zaman tam anlamıyla memnun olmadı. Kendisini sürekli eleştiren yazar, yayımlanmamış romanlarının ve el yazmalarının tamamının ölümünden sonra yok edilmesini istedi.
Bu görevini de en yakın dostu ve edebiyatçı Max Brod'a bıraktı.
1924 yılında Kafka'nın ölümünün ardından Brod, büyük bir kararın eşiğinde kaldı. Dostunun vasiyetine uyabilir ya da dünya edebiyatı için paha biçilemez değerde olduğuna inandığı eserleri yayımlayabilirdi.
Brod ikinci yolu seçti.
Kafka'nın geride bıraktığı el yazmalarını düzenledi, yayımladı ve dünyaya tanıttı.
Bugün Dava, Şato ve Amerika gibi romanlar ile birçok öykü ve mektup, Max Brod'un bu kararı sayesinde okurlarla buluştu.
Edebiyat tarihçileri, Brod'un aldığı bu kararın dünya edebiyatının akışını değiştirdiğini belirtiyor. Çünkü Kafka'nın eserleri yalnızca modern roman anlayışını etkilemekle kalmadı; felsefe, psikoloji, hukuk ve siyaset gibi birçok alanda da düşünce dünyasına yön verdi.
Bugün "Kafkaesk" sözcüğü bile, insanın kendisini çıkışı olmayan karmaşık ve anlamsız bir sistemin içinde hissetmesini anlatan evrensel bir kavram hâline geldi.
Franz Kafka'nın son isteği yerine getirilseydi, belki de dünya edebiyatının en güçlü eserlerinden bazıları hiç okunamayacak, modern edebiyat bambaşka bir yöne evrilecekti.
Franz Kafka, yakın dostu Max Brod'a yazdığı vasiyet niteliğindeki notunda, yayımlanmamış bütün yazılarının okunmadan imha edilmesini istedi. Max Brod ise bu isteğe uymayarak el yazmalarını korudu ve yayımladı. Bu karar, edebiyat tarihinin en çok tartışılan kararlarından biri olarak kabul ediliyor.
Çünkü Max Brod'un verdiği karar yalnızca bir dostluk meselesi değildi; dünya edebiyatının kaderini değiştiren tarihî bir dönüm noktasıydı. Eğer Kafka'nın vasiyeti eksiksiz yerine getirilseydi, bugün onu modern edebiyatın en büyük yazarlarından biri olarak tanımıyor olabilirdik.

Yorum Yazın