• Selin Özan: “Çocukları Yalnızca Geleceğin Yetişkinleri Değil, Bugünün Dünyasında Söz Hakkı Olan Bireyleri Olarak Görmeliyiz”
    • Selin Özan: “Çocukları Yalnızca Geleceğin Yetişkinleri Değil, Bugünün Dünyasında Söz Hakkı Olan Bireyleri Olarak Görmeliyiz”
      Selin Özan: “Çocukları Yalnızca Geleceğin Yetişkinleri Değil, Bugünün Dünyasında Söz Hakkı Olan Bireyleri Olarak Görmeliyiz”
      Edebiyat Magazin Gazetesi İzmir Şube Müdürü Erhan Özdemir’in konuğu, “Kuribik Kurbağa ve Kurabiye Partisi” kitabının yazarı Selin Özan oldu. Çocuk edebiyatından yazarlık serüvenine, anneliğin yaratıcılığına etkisinden ilham kaynaklarına uzanan söyleşide Özan; çocukların dünyasına, edebiyata ve kelimelerin insanlar arasında kurduğu görünmez bağlara ilişkin düşüncelerini anlattı.
      05.09.2026 - 15:12 | Son Güncelleme:05.09.2026 - 15:12
      Erhan Özdemir

      Edebiyat, bazen bir yetişkinin iç dünyasına açılan sessiz bir kapı, bazen de bir çocuğun hayal gücünü özgür bırakan rengârenk bir yolculuktur. Selin Özan, edebiyatı çocukların dünyası, annelik deneyimi, mutfak kültürü ve insanın içsel yolculuğuyla buluşturan yazarlardan biri.

      İlk çocuk kitabı Kuribik Kurbağa ve Kurabiye Partisi ile çocuklara arkadaşlığın, paylaşmanın ve birlikte üretmenin güzelliğini anlatan Özan, yetişkinler için kaleme aldığı metinlerde ise insanın daha içsel dünyasına yöneliyor.

      Edebiyat Magazin Gazetesi İzmir Şube Müdürü Erhan Özdemir, Selin Özan ile yazarlığın görünmeyen emeğini, çocuk edebiyatını, ilhamı, karakterlerin oluşumunu ve yeni projelerini konuştu.

      Erhan Özdemir: Kendinizi tanıtır mısınız?

      Selin Özan: Ben Selin Özan. Yeditepe Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunuyum ve pedagojik formasyon eğitimim var. Aynı zamanda Mutfak Sanatları Akademisinde profesyonel pastacılık ve aşçılık eğitimi aldım. Boğaziçi Üniversitesi BÜMED bünyesinde Çocuklar İçin Yazmak eğitimini tamamladım. Uzun zamandır hayatımın farklı alanlarında çocuklarla, hikâyelerle ve mutfakla iç içeyim. Bütün bu yolların kesiştiği yerde de ilk çocuk kitabım Kuribik Kurbağa ve Kurabiye Partisi doğdu.

      Bir çocuk annesiyim. Annelikle birlikte çocukların dünyasına daha yakından bakmaya, onların neye güldüklerini, neyi merak ettiklerini ve bazen küçücük bir ayrıntıdan nasıl kocaman bir hayal kurabildiklerini yeniden fark ettim. Bugün çocuklar için hikâyeler, yetişkinler içinse hayatın daha içsel tarafına dokunan denemeler yazıyorum. Benim için yazmak, hem çocukluğun neşesini korumanın hem de insanın kendi içine doğru çıkabildiği yolculuğun bir biçimi.

      Erhan Özdemir: Ne zaman yazmaya karar verdiniz?

      Selin Özan: Aslında yazmak hayatımda bir anda verilmiş bir karardan çok, zamanla kendini görünür hâle getiren bir ihtiyaçtı. Çocukluğumdan beri kelimelerle güçlü bir bağım vardı. Duygularımı çoğu zaman yazarak daha iyi ifade edebildiğimi fark ediyordum. Fakat “Ben yazar olacağım” diyerek bu yolun içine gerçekten girmem, içimde biriken hikâyeleri artık erteleyemediğim dönemde oldu.

      Annelik de bu kararı çok besledi. Oğlumla birlikte dünyaya yeniden, bir çocuğun göz hizasından bakmaya başladım. Çocukların hayal gücüne eşlik edecek, onları eğlendirirken kendi düşüncelerini kurmalarına da alan açacak hikâyeler yazmak istediğimi o dönemde daha net anladım.

      Erhan Özdemir: Yazma süreciniz genellikle nasıl başlıyor? Belirli bir rutininiz veya ritüeliniz var mı?

      Selin Özan: Benim yazma sürecim çoğu zaman küçük bir görüntüyle, bir cümleyle ya da bir duyguyla başlıyor. Bazen oğlumun söylediği beklenmedik bir söz, bazen günlük hayatın içindeki komik bir an, bazen de uzun süre içimde taşıdığım bir duygu ilk kapıyı açıyor.

      Çok katı bir yazma rutinim yok. Çünkü hayatın ve özellikle anneliğin kendi ritmi var. Fakat zihnimde bir hikâye belirdiğinde onu hemen not etmeye çalışıyorum. Sonrasında sessiz kalabildiğim bir anda o küçük notun başına dönüyor, karakterleri dinlemeye başlıyorum. Çoğu zaman yazının ilk hâli oldukça sezgisel geliyor; asıl çalışma ise daha sonra, metni tekrar tekrar okuyup sadeleştirirken başlıyor.

      Erhan Özdemir: Karakterleriniz veya şiirinizdeki ses sizin için nasıl hayat buluyor? Sizi şaşırtan bir yöne hiç saptılar mı?

      Selin Özan: Karakterlerim önce zihnimde bir görüntü ya da küçük bir özellik olarak beliriyor. Fakat onları yazmaya başladığımda, sanki benden bağımsız bir ses edinmeye başlıyorlar. Onlara belirli bir yol çizsem bile bazen o yolun dışına çıkıyor, kendi kararlarını veriyorlar.

      Kuribik de böyle bir karakter oldu. Başlangıçta onun hikâyesini benim yönettiğimi düşünüyordum; fakat zamanla Kuribik’in kendine özgü neşesi, merakı ve sakarlığı hikâyenin yönünü değiştirmeye başladı. Çocuk kitabı yazmanın en güzel taraflarından biri de bu: Kontrolü biraz bıraktığınızda karakterler sizi yetişkin aklının kuramayacağı kadar eğlenceli yerlere götürebiliyor.

      Erhan Özdemir: “Keşke bunu daha önce bilseydim” dediğiniz bir yazım tavsiyeniz var mı?

      Selin Özan:İlk taslağın kusursuz olmak zorunda olmadığını keşke daha önce bilseydim. İnsan bazen daha ilk cümlede çok iyi bir metin yazmak istiyor ve bu beklenti yazmaya başlamasını zorlaştırıyor. Oysa ilk taslak, yalnızca hikâyenin kendini göstermesine izin verdiğimiz alandır.

      Bir de metnin demlenmeye ihtiyacı olduğunu öğrendim. Yazdıktan sonra biraz uzaklaşmak, ardından metne yeniden ve daha dürüst bir gözle bakmak çok kıymetli. Yazmak kadar silmenin, sadeleştirmenin ve yeniden yazmanın da bu işin bir parçası olduğunu zamanla anladım.

      Erhan Özdemir: İlhamı nerede veya nasıl buluyorsunuz? Bir eserinizin çıkış noktası olan o “ilk kıvılcımı” hatırlıyor musunuz?

      Selin Özan: İlhamı çoğunlukla hayatın çok sıradan görünen anlarında buluyorum. Çocukların oyunlarında, bir sofrada, mutfaktaki küçük bir telaşta, duyduğum bir cümlede ya da bir insanın yüzünde bir anlığına beliren duyguda…

      Kuribik Kurbağa ve Kurabiye Partisi’nin ilk kıvılcımı, benim farklı dünyalarımın birleşmesinden doğdu. Edebiyatla, çocuklarla ve mutfakla kurduğum bağ aynı hikâyenin içinde buluştu.

      Kurabiyeler, hayvan karakterler ve küçük bir karmaşa üzerinden çocuklara arkadaşlığın, paylaşmanın ve birlikte üretmenin güzelliğini anlatabilecek neşeli bir dünya hayal ettim. Kuribik’in yolculuğu böyle başladı.

      Erhan Özdemir: Sizi en çok etkileyen yazarlar veya şairler kimler? Size miras bıraktıkları en değerli şey nedir?

      Selin Özan: Beni tek bir yazardan çok, farklı dönemlerde karşılaştığım farklı edebî sesler etkiledi. Özellikle insanın iç dünyasına incelikle yaklaşan, sıradan görünen bir anın içinde büyük bir duygu yakalayabilen ve çocukları küçümsemeden onların dünyasına seslenebilen yazarları seviyorum.

      Edebiyattan aldığım en değerli mirasın “dikkatle bakmak” olduğunu düşünüyorum. İnsana, doğaya, çocuklara ve söylenmeyenlere dikkatle bakmak… Çünkü iyi bir metin bazen büyük olaylardan değil, herkesin yanından geçip gittiği küçük bir ayrıntıyı fark etmekten doğuyor.

      Erhan Özdemir: Eserlerinizde bilinçli veya bilinçsiz olarak sürekli döndüğünüzü fark ettiğiniz temalar ya da imgeler var mı?

      Selin Özan: Çocuklar için yazdığım metinlerde arkadaşlık, paylaşmak, birlikte üretmek, merak etmek ve farklılıkların bir arada oluşturduğu güzellik sık sık karşıma çıkıyor. Yetişkinler için yazdığım metinlerde ise insanın iç dünyası, belirsizlik, dönüşmek, kaybetmek, yeniden ayağa kalkmak ve kendine dönmek gibi temalara yaklaştığımı görüyorum.

      Sanırım bütün metinlerimin ortak noktasında umut var. Karanlıktan söz etsem bile orada küçük bir ışık bırakmak, bir karmaşanın içinde bile yeniden başlanabilecek bir yer olduğunu hatırlatmak istiyorum.

      Erhan Özdemir: Bir okurun eserinizle kurduğu ve sizi en çok etkileyen ya da düşündüren ilişki ne oldu?

      Selin Özan: Bir çocuğun kitabı yalnızca dinlemekle kalmayıp karakterlerle ilişki kurması beni çok etkiliyor. Kuribik’in başına gelenleri heyecanla anlatmaları, hikâyenin devamını hayal etmeleri ya da “Ben olsaydım şöyle yapardım” demeleri, kitabın artık yalnızca bana ait olmadığını gösteriyor.

      Bir okurun kendi duygusunu ya da hayal gücünü metnin içine katması benim için çok kıymetli. Özellikle bir çocuğun kitabı tekrar okumak istemesi veya Kuribik’i gerçek bir arkadaşı gibi görmesi, yazarken kurduğum dünyanın onun kalbinde karşılık bulduğunu hissettiriyor.

      Erhan Özdemir: İnsanların yazarlık ve yayıncılık hakkında yanlış anladığını düşündüğünüz en büyük şey nedir?

      Selin Özan: Sanırım en büyük yanılgılardan biri, kitabın yazılmasıyla sürecin tamamlandığının düşünülmesi. Oysa bir kitabın okurla buluşması; yazmak, beklemek, yeniden yazmak, editörlük süreci, yayıneviyle yürütülen çalışmalar, tanıtım ve okurla kurulan iletişim gibi pek çok aşamadan oluşuyor.

      Yazarlık yalnızca ilham geldiğinde yazılan romantik bir uğraş değil; sabır, emek, disiplin ve zaman zaman hayal kırıklıklarına rağmen devam edebilme gücü gerektiriyor. Kitap yayımlandığında da yazarın yolculuğu bitmiyor; aslında başka bir biçimde yeniden başlıyor.

      Erhan Özdemir: Şu anda üzerinde çalıştığınız yeni bir proje var mı? Onun hakkında neler paylaşabilirsiniz?

      Selin Özan: Kuribik’in dünyası benim için ilk kitapla sınırlı kalmadı. Serinin ikinci kitabı hazır ve Kuribik’in yeni maceraları üzerinde çalışmaya devam ediyorum. Onun dünyasını yalnızca kitaplarla değil; çocuklarla gerçekleştirilen okumalar, etkinlikler ve yaratıcı çalışmalarla da büyütmek istiyorum.

      Bunun yanında yetişkinlere yönelik şiirsel denemelerden oluşan Müphem isimli bir dosyam var. Bu eser, çocuk kitaplarımdaki neşeli dünyadan daha içsel bir yerde duruyor. İnsanın belirsizlikleriyle, kayıplarıyla, dönüşümüyle ve yeniden kendine ulaşmasıyla ilgileniyor. Aslında her iki projenin de merkezinde insanın duygularına temas etme isteği var; yalnızca kullandıkları dil ve baktıkları pencere farklı.

      Erhan Özdemir: Yazar olmaya karar verdiğiniz o an neydi? Bu yolculuğa sizi çeken neydi?

      Selin Özan: Yazar olmaya karar verdiğim tek bir an olduğunu söyleyemem. Daha çok, uzun süredir beni çağıran bir sesi artık görmezden gelemeyeceğimi fark ettiğim bir dönem vardı. Yazdıklarımı yalnızca kendime saklamak istemediğimi, onların başka insanların ve özellikle çocukların dünyasında da bir karşılık bulmasını arzuladığımı anladım.

      Beni bu yolculuğa çeken şey, kelimelerin görünmeyen bağlar kurabilme gücüydü. Hiç tanımadığınız bir insanın yazdığı bir cümlede kendinizi bulabiliyorsunuz. Ben de bir çocuğun gülümsemesine, merak etmesine ya da bir yetişkinin kendi duygusunu fark etmesine vesile olabilecek cümleler bırakmak istedim.

      Erhan Özdemir: Tüm dünyanın beş dakikalığına dikkatini çekme şansınız olsaydı ne söylerdiniz?

      Selin Özan:Çocukları yalnızca geleceğin yetişkinleri olarak değil, bugünün dünyasında söz hakkı olan bireyler olarak görmemiz gerektiğini söylerdim. Onları gerçekten dinleyelim; sorularını aceleyle susturmayalım, duygularını küçümsemeyelim ve hayal kurmaları için onlara alan açalım.

      Çünkü kendisini ifade edebilen, merak etmekten korkmayan ve sevildiğini bilen bir çocuk yalnızca kendi geleceğini değil, dünyanın geleceğini de değiştirir. Belki de daha güzel bir dünya kurmanın yolu, önce bir çocuğun göz hizasına inmeyi öğrenmekten geçiyordur.

      Erhan Özdemir: Şu an hayalini kurduğu ilk kitabı yazmak için masaya oturan genç bir yazara tek bir tavsiye verseniz bu ne olurdu?

      Selin Özan:Kendi sesine güvenmesini ve başlamaktan korkmamasını söylerdim. İlk cümle mükemmel olmak zorunda değil; hatta ilk kitap da kusursuz olmak zorunda değil. Fakat insan başlamadığı bir metni geliştiremez.

      Çok okusun, çok gözlemlesin, yazdıklarını yeniden gözden geçirmekten çekinmesin ve başkalarının yoluna bakarak kendi hızını küçümsemesin. Yazarlık bazen uzun ve sessiz bir yolculuktur; fakat insan kendi sesine sadık kaldığında, o ses mutlaka ulaşması gereken yere ulaşır.

      Erhan Özdemir: Okuyucularınıza son olarak ne söylemek isterdiniz?

      Selin Özan: Bir kitabın gerçek yolculuğunun, bir okurun eline ulaştığı anda başladığına inanıyorum. Kuribik’in dünyasına kapılarını açan, onunla gülen, şaşıran ve hayal kuran bütün çocuklara; onlarla birlikte bu hikâyeyi paylaşan ailelere, öğretmenlere ve okurlara gönülden teşekkür ederim.

      Çocukların hayal gücüne inanmayı, onların sorularını dikkatle dinlemeyi ve birlikte hikâyeler kurmayı hiç bırakmayalım. Çünkü bazen küçücük bir kurbağanın çıktığı yolculuk, hiç beklemediğimiz kadar büyük ve güzel dostluklara dönüşebilir.

      EDİTÖR NOTU | RÖPORTAJIN ARDINDAN

      Selin Özan’ın sözleri, çocuk edebiyatının yalnızca çocuklara anlatılan hikâyelerden ibaret olmadığını; çocuğa nasıl baktığımızı, onu nasıl dinlediğimizi ve hayal dünyasına ne kadar alan açtığımızı da sorgulatan güçlü bir edebiyat alanı olduğunu hatırlatıyor.

      Bir kitabın ilk cümlesinden okurun eline ulaşmasına kadar uzanan yolculuk; görünmeyen büyük bir emeği, sabrı ve yeniden başlamayı içinde barındırıyor. Özan’ın özellikle genç yazarlara söylediği “Kendi sesine güven ve başlamaktan korkma” düşüncesi ise yalnızca yazarlığa değil, hayallerinin peşinden gitmek isteyen herkese seslenen bir mesaj niteliğinde.

      Kuribik Kurbağa ve Kurabiye Partisi ile çocukların renkli dünyasına açılan Selin Özan’ın edebiyat yolculuğu, yeni Kuribik maceraları ve yetişkinlere yönelik Müphem dosyasıyla devam ediyor.

      Edebiyat Magazin Gazetesi olarak Selin Özan’a bu içten söyleşi için teşekkür ediyor, edebiyat yolculuğunda başarılar diliyoruz.

      Röportaj: Erhan Özdemir
      Edebiyat Magazin Gazetesi İzmir Şube Müdürü

      EDEBİYAT MAGAZİN GAZETESİ

      Yorum Yazın

      Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan emagazin hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.