• Abdüllatif Mübarek’in yeni öykü kitabı “Çoban Kadın (Ra'iya)”, insanın kırılganlığından toplumsal yalnızlığa, yoksulluktan engeller karşısındaki mücadeleye uzanan öyküleriyle okurla buluşuyor.
    • Abdüllatif Mübarek’in yeni öykü kitabı “Çoban Kadın (Ra'iya)”, insanın kırılganlığından toplumsal yalnızlığa, yoksulluktan engeller karşısındaki mücadeleye uzanan öyküleriyle okurla buluşuyor.
      Abdüllatif Mübarek’in yeni öykü kitabı “Çoban Kadın (Ra'iya)”, insanın kırılganlığından toplumsal yalnızlığa, yoksulluktan engeller karşısındaki mücadeleye uzanan öyküleriyle okurla buluşuyor.
      Diwan Al-Arab Yayınları tarafından yayımlanan Abdüllatif Mübarek imzalı “Çoban Kadın (Ra'iya)”, 202 sayfalık anlatı dünyasında insanın psikolojik ve toplumsal dönüşümlerine odaklanıyor. Gerçeklikle sembolizmi buluşturan eser, farklı hayatların ortak noktasına insanın hayata tutunma gücünü yerleştiriyor.
      31.08.2026 - 21:23 | Son Güncelleme:31.08.2026 - 21:23
      Abdel Latif Moubarak

      GERÇEKLİK İLE SEMBOLİZM ARASINDA BİR ÖYKÜ EVRENİ

      Yazar ve şair Abdüllatif Mübarek’in yeni öykü kitabı “Çoban Kadın (Ra'iya)”, okuru insan ruhunun farklı katmanlarında yolculuğa çıkarıyor.

      202 sayfadan oluşan eser; insanın kaygılarını, kırılganlığını, yaralı hafızasını ve toplumsal dönüşümler karşısındaki mücadelesini merkeze alan öykülerden oluşuyor.

      Mübarek’in anlatısında gerçek hayatın dramatik yüzü ile sembolik dünyanın olanakları yan yana geliyor. Yazar, özellikle hayatın kıyısına itilmiş karakterlere söz hakkı tanıyarak onların görünmeyen hikâyelerini edebiyatın merkezine taşıyor.

      “BÜLBÜL LEYLA”: ŞÖHRETTEN YALNIZLIĞA

      Kitabın dikkat çeken öykülerinden “Bülbül Leyla”, bir zamanlar Kahire'nin ve farklı dünya başkentlerinin sahnelerinde ün kazanan opera sanatçısı Leyla’nın trajik hikâyesini anlatıyor.

      Sesini kaybetmesinin ardından dinleyicilerinden uzaklaşan Leyla'nın hayatı, başarısız evlilik ve ekonomik sorunlarla giderek değişiyor. Bir zamanların ünlü sanatçısı, sonunda yaşamını sokakta sürdürmek zorunda kalıyor.

      Öykü, şöhretin geçiciliğinin yanı sıra insanın toplum tarafından ne kadar hızlı unutulabileceğine ilişkin çarpıcı sorular ortaya koyuyor.

      “RÜZGÂR MÜZİSYENİ”: BEDENİN SINIRLARINI AŞAN BİR SES

      “Rüzgâr Müzisyeni”nde ise trafik kazası sonucu omurilik felci geçiren Abdurrahman adlı gencin yaşam mücadelesi anlatılıyor.

      Abdurrahman, göz takip teknolojisinden yararlanarak düşüncelerini yazıya aktarmaya başlıyor ve internet aracılığıyla milyonlarca insana ulaşan bir yazara dönüşüyor.

      Mübarek bu öyküde fiziksel engellerin insanın düşünce dünyasını sınırlamak zorunda olmadığını gösterirken, insan iradesinin ve iletişimin gücüne dikkat çekiyor.

      GRİYE KARŞI FİLİZLENEN YASEMİNLER

      “Solgun Renkler Krallığı”, “Aynalar Şehri” adı verilen sembolik bir dünyada geçiyor.

      Şiirle yasemin tohumları eken bir hükümdarın hikâyesi üzerinden renkler, yaseminler ve gri dünya güçlü metaforlara dönüşüyor. Karanlığın içerisinde dahi filizlenen yaseminler, umudun tamamen ortadan kaldırılamayacağının simgesi hâline geliyor.

      Öykü, insanın renklerini ve umudunu yeniden kazanma arzusunu şiirsel bir anlatımla işliyor.

      TARİHİN İÇİNDE İNSAN DAYANIŞMASI

      “Direniş Destanı” adlı öykü ise 1973 yılında Süveyş’te yaşanan kuşatma günlerini edebî bir anlatının içerisine taşıyor.

      Zorlu koşullar altında yaşamlarını sürdürmeye çalışan insanların birbirleriyle dayanışması, paylaşması ve umudunu koruması öykünün merkezinde bulunuyor.

      Mübarek, tarihsel olayların büyük anlatısından ziyade sıradan insanların yaşadıklarına ve insan dayanışmasına odaklanıyor.

      ADALET VE FARKLI BİR DÜNYAYI ALGILAMA BİÇİMİ

      Kitaptaki “Samandan Terazi”, adalet kavramını ve güç karşısında bireyin durumunu sorgulayan öyküler arasında yer alıyor.

      “Sesi Kısma Düğmesi” ise otizmli bir çocuk olan Zeyd’in dünyasına yöneliyor. Çevresindeki yoğun ses ve uyaranları farklı biçimde algılayan Zeyd'in iç dünyası üzerinden okura başka bir bilinç ve algılama biçiminin kapıları açılıyor.

      Mübarek, karakterini yalnızca dışarıdan gözlemlemek yerine dünyayı onun deneyimleri üzerinden göstermeye çalışıyor.

      ŞAİRİN KALEMİ ÖYKÜLERDE HİSSEDİLİYOR

      “Çoban Kadın”ın anlatımındaki en belirgin özelliklerden biri Abdüllatif Mübarek’in şair kimliğinin öykü diline yansıması.

      Mecazlar ve şiirsel imgelerle zenginleşen anlatım, öykülerin akıcılığını korurken metinlere estetik bir derinlik kazandırıyor.

      Yazar; yoksulluk, yalnızlık, engeller, dışlanma ve kayıp gibi ağır meseleleri işlerken karakterlerini yalnızca yaşadıkları acılar üzerinden tanımlamıyor. Onların direnme, yeniden ayağa kalkma ve kendi varlıklarını savunma çabalarını da anlatının önemli bir parçasına dönüştürüyor.

      ORTAK NOKTA: İNSANIN DİRENME GÜCÜ

      Kitabın farklı öykülerini birbirine bağlayan temel kavramlardan biri “direniş”.

      Kimi karakter hastalığa ve fiziksel engellere, kimi yoksulluğa ve yalnızlığa, kimi ise unutulmaya karşı direniyor.

      Bu nedenle “Çoban Kadın”, yalnızca acıların anlatıldığı bir öykü kitabı olmaktan çıkarak insanın en zor koşullarda dahi geride bırakabileceği izleri sorgulayan bir esere dönüşüyor.

      1980’lerden bu yana edebiyat dünyasında eserler veren Abdüllatif Mübarek; şiir, öykü, güfte ve tiyatro alanındaki çalışmalarını sürdürüyor.

      “Çoban Kadın (Ra'iya)” ise yazarın şiirsel anlatımı ile öykücülüğünü buluşturan; hafıza, insanlık, kırılganlık ve direnme gücü üzerine düşünmeye çağıran yeni eserlerinden biri olarak edebiyat dünyasındaki yerini alıyor.

      EDEBİYAT MAGAZİN GAZETESİ

      Yorum Yazın

      Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan emagazin hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.