Ben On Beşteyim
Şiirin Tasavvufî Arka Planı
İnsan, doğduğu yaşla değil; hakikati aramaya başladığı yaşla yaşar. Kimi zaman ömür ilerler, saçlara ak düşer, beden yorulur; fakat ruh, ilâhî hitabı ilk duyduğu yerde beklemeye devam eder. Bu bekleyiş, zamanın değil, mananın yolculuğudur.
Bu şiirde geçen "on beş yaş", yalnızca biyolojik bir yaşın ifadesi değildir. O; safiyetin, masumiyetin, benliğin henüz dünya yüküyle ağırlaşmadığı hâlin sembolüdür. İnsanın, "Ben kimim?" sorusunu ilk kez duyduğu ve hakikatin kapısını araladığı eşiği temsil eder.
Tasavvuf yolunda vuslat, bedenden ayrılış değil; benlikten ayrılıştır. Nefsin iddiaları sustukça kul, hiçliğini idrak eder. O hiçlik, yok oluş değil; Hakk'ın varlığı karşısında kendi varlığının gölge olduğunu anlamaktır. Bu yüzden şiirde geçen "vuslat" ve "hiçlik", bir sonu değil, hakiki başlangıcı işaret eder.
"Ben On Beşteyim" redifi, yıllara direnen bir gençliğin değil; fıtratın ilk saflığına duyulan hasretin sesidir. Çünkü tasavvuf, insanın yeni bir yere gitmesini değil; özüne dönmesini öğütler. Asıl yolculuk, dışarıya değil, kalbe doğrudur.
Bu dizeler, fanilik içinde bekâyı, zaman içinde zamansızlığı ve benlik içinde hiçliği arayan her gönle bir selam niyetiyledir.
Ben On Beşteyim
Tükenmiş bir ömrün son yolundayım
Adım atmak zordur düz yokuştayım
Her canın erdiği o vuslattayım
Sallanan ruhumdur ben on beşteyim
Yürürüm yürürüm bitmez bu yollar
Geçen zaman gençlik beni oyalar
Dönülmez bir akşam geçmiş anılar
Hayal de bu ya ben hep on beşteyim
Fark etmez insan son baharını
Kabul etmek zordur ah u zârını
Seyreder uzaktan ilk baharını
Hayret makamında ben on beşteyim
Aklım almaz artık kendi sonumu
Âciz kaldım çözemedim oyunu
Yok olan benliğim bense koyunu
Hiçlik vuslat ben hep o on beşteyim
Yazar Şair Süheyil Aydın
Yorum Yazın