
Bu röportajımızda Edebiyat Magazin Gazetesi İzmir Şubesi Müdürü Erhan Özdemir, ilk kitabı “Betanova Sonsuzluğun Çağrısı” ile okurlarının karşısına çıkan yazar Süleyman Kımış ile bir araya geldi.
Sanatın farklı dallarıyla uzun yıllardır ilgilenen Kımış; yazarlığa uzanan yolculuğunu, “öz” kavramı etrafında şekillenen düşüncelerini, yazma sürecini, ilhamını ve gelecekte hayata geçirmek istediği projeleri anlattı.
İşte Erhan Özdemir’in soruları ve Süleyman Kımış’ın yanıtlarıyla özel röportajımız…
Erhan Özdemir: Kendinizi tanıtır mısınız?
Süleyman Kımış: Ben Süleyman Kımış. 1975 Adana doğumluyum. Teknoloji ve Tasarım Öğretmeniyim. İzmir’de görev yapıyorum. Sanatı çok seviyorum. Yıllardır şiir, resim, şarkı sözü ve gitar gibi birçok alanda çalışmalar yaptım.
Şimdi ilk kitabım olan “Betanova Sonsuzluğun Çağrısı” ile yazarlık hayatına geçiş yaptım. Hayatım boyunca sorgulayan, araştıran, görünürün ötesini merak eden biriydim. Son birkaç yılda çok daha derin çalışmalar yaptım. İnziva ile kendi derin, içsel yolculuğuma çıktım. Edindiğim tecrübeler beni çok daha farklı alanların içine soktu. Hayret ettikçe gayretim, gayret ettikçe hayretim arttı.
İlk kitabımın sonrasında birçok kitabın hazırlığını şimdiden yapıyorum. Spiritüel, ezoterik ve metafizik konularındaki çalışmalarımı yeni kitaplarımla okurlara ulaştırmayı diliyorum.
Erhan Özdemir: Ne zaman yazmaya karar verdiniz?
Süleyman Kımış: Ben çocukluğumdan beri yazmayı seviyorum. Yazmak sadece bir bilginin aktarımı değil benim için. Aynı zamanda kendi ruhumla bir olma alanı.
Yılların birikimi için bir materyal ortaya koymak benim idealimdi. Herkes gibi ben de bu idealize edilmiş formatta bir iz bırakmaya, kendimi olduğum bir formatta var etmeye karar verdim ve ilk kitabımı yazdım.
Erhan Özdemir: Yazma süreciniz genellikle nasıl başlıyor? Belirli bir rutininiz veya ritüeliniz var mı?
Süleyman Kımış: Ben sürekli yazan biriyim. Yanımda hiçbir materyal olmasa dahi telefonuma yazarım. Sürekli olarak yazdığım için okuduğum kitapların sayfa araları, yazdığım notlarla dolu olur.
Benim akışım gün içerisinde her an gerçekleşebilir. Kitabı yazarken tüm dış etkenleri devre dışı bırakır ve sadece içimle bir olurum.
Erhan Özdemir: Karakterleriniz sizin için nasıl hayat buluyor? Yazarken sizi şaşırttıkları oluyor mu?
Süleyman Kımış: Tabii ki şaşırtıyor. Çünkü âlem, bir bilincin o anki teferruatıdır. Yani insan yazarken bile bir üst bilincin ilhamı ile farklılaşabilir. Ki bu, ana karakterimin de anlık performansı anlamına gelir.
Yazma süreci bir yaratmadır, yaratımdır. O anki yaratım ile hem kendi bilincinizi hem de ana karakterinizi bir anın ilhamı ile şekillendirirsiniz.
Erhan Özdemir: Sizin “Keşke bunu daha önce bilseydim” dediğiniz bir yazım tavsiyesi var mı?
Süleyman Kımış: Açıkça söyleyeyim, yok. Benim bir handikabım var. Aslolanın bir kalıba sığdırılması veya bir düzenin aktifliği için yeterince oluş yoktur. Her birey kendi iç dengesini bulup o şekilde yazmalıdır.
Teknik tavsiye olarak söyleyebileceğim şey, sadece yazının bir sihri olduğudur.
Erhan Özdemir: İlhamı nerede ve nasıl buluyorsunuz? Özellikle bir eserinizin çıkış noktası olan o “ilk kıvılcımı” hatırlıyor musunuz?
Süleyman Kımış: Benim için tek ilham yaşamın kendisi. İçinde yaşadığımız dünyanın bir akışı var. Siz hangi ana odaklanırsanız, o anın bilgisi ile taçlandırılırsınız.
“Betanova Sonsuzluğun Çağrısı” kitabımda “Aslolan nedir?” sorusu ile muhatap olan zihnim, beni bu kitabın ana merkezi olan “Öz”e götürdü. Tek bir soru sizi evrenin her köşesine ulaştırabilir.
Erhan Özdemir: Sizi en çok etkileyen yazarlar kimler? Size miras bıraktıkları en değerli şey nedir?
Süleyman Kımış: “Yüzüklerin Efendisi” serisinin yazarı J. R. R. Tolkien’in yaratıcılığı beni çok etkilemişti. Üç kitaptan oluşan seriyi tam üç kez okudum. Onun hayal gücü sıradan değildi. Yarattığı efsane, bir varoluş mücadelesi.
İnsan kendinde olanın farkında olmalıdır. Tolkien bana sonsuz bir yaratma prensibini öğretti. O, kendi iradesini yüksek bir biliş ile tamamladı ve ortaya dünyanın en güzel eserlerinden biri çıktı.
Erhan Özdemir: Eserlerinizde bilinçli veya bilinçsiz olarak sürekli döndüğünüzü fark ettiğiniz temalar ya da imgeler var mı?
Süleyman Kımış: “Betanova Sonsuzluğun Çağrısı” kitabım, özün etrafında geçen bir ruhsal yükselişi konu alıyor. Konu öz olunca tabii ki bazı kavramlar kendiliğinden bir tekrar içine giriyor. Örneğin kalp veya frekans gibi.
Çünkü geçen kavramların örüntüsü, kendi benliğinizle mücadelenizde bilmeniz, hatta yaşamanız gereken hâller. Konuların değil ama bazı kavramların örüntüsel tekrarı en doğal hâlde gerçekleşiyor. Doğal olarak o kavramların açıklanması da bilinçli şekilde yapılıyor.
Erhan Özdemir: Bir okurun eserinizle kurduğu ve sizi en çok etkileyen ilişki ne oldu?
Süleyman Kımış: Bir okur bana bu muhteviyatı, yani kitabımda adı geçen Lidya karakterinin ruhsal arınma ve yükseliş hâlini kendi içsel deneyimlerinde yaşamayı dilediğini yazdı.
Bu yükseliş arzusu bana, kendi benliklerimizi daha çok farkındalığa götürme potansiyeli için ilham oldu. O yüzden bu konularda çok daha yaratıcı ve ilham veren kitaplar yazmak istiyorum.
Erhan Özdemir: İnsanların yazarlık hakkında yanlış anladığını düşündüğünüz en büyük şey nedir?
Süleyman Kımış: Yazarlık benim için sadece bir hâl. O yüzden insan her hâli bir etkileşim içine sokabilir. Yazmanın zor olduğunu düşünen birçok insan var. Aslında mesele yazmak değil. Asıl mesele, neden yazmaya başlamalı?
Çünkü inanç ile yapılan bir etki mi, yoksa hâlin getirdiği içsel bir istek mi olduğunun iyi bilinmesi gerekir. Benim için hiç zor değil. Çünkü yazarak hâl ettiğim kişi de benim. Eğer yazmak bir insan için zor ise o zaman kendini o alanda ifade edebilecek hâllerin içinde değildir. Yani onun varlık alanına uygun değildir.
Erhan Özdemir: Şu anda üzerinde çalıştığınız yeni bir proje var mı? Onun hakkında neler paylaşabilirsiniz?
Süleyman Kımış: Evet, var. Şu an birçok alandan kaynaklanan bir sorun üzerine çalışma yapıyorum. Kişinin tecrübe ile edindiği bazı yüklemsel aforizmalara dair birçok yanlış bilginin, kişiyi nasıl manipülatif bir yaşam alanında sıkıştırdığı ile ilgili bütüncül ve açıklayıcı bir kitap yazıyorum.
Amaç, insanın kendini bulmada izleyeceği yolun daha net anlaşılması.
Erhan Özdemir: Yazar ve şair olmaya karar verdiğiniz o “anda” ne oldu? Bu yolculuğa sizi çeken neydi?
Süleyman Kımış: Çocukluğumdan beri şiirle iç içeyim. Okumayı ve öğrenmeyi seviyorum. O yüzden bu bir anda olmadı. Zaten düşüncelerimi sürekli olarak kayda geçiriyordum ve artık bunun bir materyale dönüşmesinin zamanının geldiğini hissettim.
Daha çok paylaşmayı istedim ve bu istek beni bugünkü ben yaptı. Paylaşmayı, katkıda bulunmayı seven bir insan olarak kendimi iyi olduğum bir alanda var etmek düşüncesiyle kitabımı yazmaya başladım.
Erhan Özdemir: Tüm dünyanın beş dakikalığına dikkatini çekme şansınız olsaydı, ne söylerdiniz?
Süleyman Kımış: Sizler kalbinizin kudretine inanın. Kendinizi tanımak için her şeyden çok çalışın. Kimsenin kimseden üstün olmadığını bilin. Kalp ile ulaşılamayacak bir ülkü yoktur. Yeter ki kendinize göre bir yaşam kurun.
Gücünüzü asla küçümsemeyin. Çünkü asıl güç kalpten gelir. Ve kalplerinizi birleyin. Tüm yaşam formları için tek bir kural vardır. O da ne olursa olsun sadece kendiniz olun.
Kendin olabilmek en büyük kudret yasasıdır. Sevgi ile bir olun. Çünkü sevginin kaynağı kalptir ve kalp, sonsuzluğa açılan kapıdır.
Erhan Özdemir: Şu an hayalini kurduğu ilk kitabı yazmak için masaya oturan genç bir yazara tek bir tavsiye verseydiniz, bu ne olurdu?
Süleyman Kımış: Cesur ol ve asla kendin olarak yazmaktan korkma.
Erhan Özdemir: Okuyucularınıza son olarak ne söylemek isterdiniz?
Süleyman Kımış: İnsan, içinde yaşadığı evreni çok merak ediyor. Oysa her evren gibi insan da kendi evrimini gerçekleştirebilen bir sonsuzun yansımasıdır.
Merak ve çok soru ile kendinize yepyeni evrenler kurun. Mucizeler çok uzakta değil. Sadece doğru bir bakış açısı gerekir. O açıyı bulun.
Kitabımı naçizane okumanızı tavsiye ediyorum. Tek bir cümle, insanı sonsuza kadar değiştirebilir.
Süleyman Kımış’ın anlatımında yazarlık; yalnızca sözcükleri bir araya getirmekten öte, insanın kendi iç dünyasına yöneldiği ve varoluşa dair sorularının peşinden gittiği bir yolculuk olarak karşımıza çıkıyor.
“Betanova Sonsuzluğun Çağrısı” ile ilk kitabını okurlarla buluşturan Kımış’ın özellikle “öz”, kalp, farkındalık, içsel yolculuk ve insanın kendisini keşfetmesi üzerinde duran yaklaşımı, röportajın da ana eksenini oluşturuyor.
Edebiyat Magazin Gazetesi olarak, röportajımıza içtenlikle yanıt veren Yazar Süleyman Kımış’a teşekkür ediyor; edebiyat yolculuğunda ve yeni kitap çalışmalarında başarılar diliyoruz.
Bu özel söyleşiyi gerçekleştiren Edebiyat Magazin Gazetesi İzmir Şubesi Müdürü Erhan Özdemir’e de emeği ve katkıları için teşekkür ediyoruz.
Röportaj: Erhan Özdemir – Edebiyat Magazin Gazetesi İzmir Şubesi
Konuk: Süleyman Kımış – Yazar / Teknoloji ve Tasarım Öğretmeni

.jpeg)

Yorum Yazın