
Türkiye’de 2002–2025 arasındaki ekonomik değişim, rakamlara bakıldığında ilk anda gelir artışı izlenimi veriyor. Ancak bu artış, dolar bazında nominal rakamların ötesine geçtiğimizde farklı bir gerçeğe işaret ediyor: Alım gücü, geniş halk kesimleri için belirgin şekilde zayıflamış durumda.
2002 yılında 1 ABD doları 1,45 TL seviyesindeydi. Bu dönemde emekli maaşı 257 TL, asgari ücret ise 187 TL olarak açıklanmıştı. Bu rakamlar dolar karşısında değerlendirildiğinde emekli maaşı yaklaşık 177 dolara, asgari ücret ise 129 dolara denk geliyordu.
Aradan geçen 23 yılda kur ve gelir tabloları büyük ölçüde değişti. 28 Kasım 2025’te bir ABD doları 42,4925 TL olarak kaydedildi. Bu tarihte açıklanan emekli maaşı 16.811 TL, asgari ücret ise 22.144 TL seviyesinde. Dolar karşılıkları ise sırasıyla 395 dolar ve 521 dolar.
Kâğıt üzerinde her iki gelir grubunun da dolar bazında yükseldiği görülüyor. Ancak aynı dönemde temel yaşam maliyetlerinin artış hızı, gelirlerdeki yükselişi gölgede bırakmış durumda. Barınma, gıda, enerji ve ulaşım gibi zorunlu giderlerde yaşanan çok yüksek artışlar, emekli ve asgari ücretlinin gelir artışını fiilen eritiyor.
2002’de bir emekli maaşıyla yıllık temel giderlerin önemli bölümü karşılanabilirken, bugün maaşların büyük kısmı yalnızca kira ve gıda masraflarına gidiyor. Asgari ücretli için de tablo benzer; 2002’de iki aylık kirayı kolayca karşılayan bir asgari ücret, 2025’te tek kirayı bile zorlanarak karşılayabiliyor.
Ekonomik büyümeden en fazla yararlanan kesimin ise sermaye sahipleri olduğu görülüyor. Büyük şirketler, finans sektörü, enerji ve gıda zincirleri, borsa ve gayrimenkul yatırımcıları gelirlerini katlarken; ücretli çalışanlar ve emekliler reel alım gücü kaybıyla karşı karşıya kaldı.
23 yıllık tablo, nominal maaş artışlarının ekonomik refahı tek başına yansıtmadığını bir kez daha ortaya koyuyor. Alım gücü, geniş halk kesimleri için büyüme rakamlarının çok gerisinde kaldı.

Yorum Yazın