
Karadeniz’in yüksek yaylalarında geçen bir yolculuk, yalnızca doğayla değil, insan ruhuyla da buluşma anlamı taşıyor. Edebiyat Magazin olarak bu hafta sizleri, Ali Turunç’un gözünden Karadeniz’in 2200 metre rakımlı yaylalarına götürüyoruz. Hataylı okurumuz Malik Ördek’in kaleminden aktarılan bu gezi yazısı, Pokut’tan Huser’e, Fırtına Vadisi’nden Macahel köyüne uzanan bir doğa ve kültür şöleni sunuyor.

Ali Turunç’un yolculuğu, Rize’nin Çamlıhemşin ilçesindeki Pokut Yaylası’nda başlıyor. 2200 metreye yakın rakımıyla bulutların üzerinde bir sabaha uyanan Ali, yaylanın ahşap evleri ve Kaçkar Dağları’nın silueti karşısında büyüleniyor. Yöresel lezzetlerle donatılmış sofrada mıhlama, karalahana sarması ve Laz böreği eşliğinde yapılan sohbetler, Karadeniz insanının misafirperverliğini gözler önüne seriyor.

Yolculuk Fırtına Vadisi’ne uzanıyor. Kaçkar Dağları’ndan doğan Fırtına Deresi’nin coşkun sularında rafting yapan Ali, doğayla bütünleşmenin heyecanını yaşıyor. Vadideki tarihi Şenyuva Köprüsü’nde çektiği fotoğraflar, zamanın durduğu anları belgeleyen kareler arasında yerini alıyor.

Gezinin zirve noktası, 2700 metreye yaklaşan Huser Yaylası. Gün batımında bulut denizinin üzerinde salıncakta otururken yaşadığı anı, Ali şöyle anlatıyor: “Doğanın ne kadar güçlü ve büyüleyici olduğunu bir kez daha anladım.” Yaylada kamp yapan Ali, yöre halkıyla sohbet ederken onların sade yaşam tarzından etkileniyor.

Karadeniz’in sıcak yüzü, Ali’nin yolculuğunun her durağında karşısına çıkıyor. Rize’de çay toplayan kadınlarla sohbet eden, Artvin’in Macahel köyünde bir ailenin evine konuk olan Ali, “Hamsili pilavla karşılandığım o an, Karadeniz’in misafirperverliğinin sadece bir söz olmadığını anladım,” diyor.

Ali Turunç, Huser Yaylası’nda trekking, Fırtına Vadisi’nde zipline ve Borçka Karagöl’de kano deneyimiyle gezisini doğa sporlarıyla taçlandırıyor. “Zipline yaparken sanki bir kuş gibi süzülüyorsun,” diyerek doğayla kurduğu özgürlük bağını anlatıyor.
Yaylalara ulaşım için 4x4 araç öneriliyor.
Termal kıyafet ve trekking ayakkabıları şart.
Haziran-Ekim arası en ideal dönem.
Yöresel lezzetler mutlaka denenmeli.
Misafirperverliğe hazır olun; çay ikramı her an kapınızı çalabilir.
Malik Ördek’in kaleminden aktarılan bu gezi yazısı, Ali Turunç’un Karadeniz’de yaşadığı deneyimi bir doğa ve insanlık hikâyesine dönüştürüyor. “Bu gezi, sadece doğayı değil, insan ruhunu da keşfetmekti,” diyen Ali’nin yolculuğu, Edebiyat Magazin’in sayfalarında yerini alıyor.
Gezinin videosu

Yorum Yazın