
BEN KENDİ BEKLEYİŞİMDİM
Avludan yükseliyor
akşamları aradığım şiir,
Aralık soğuğunda titreyerek,
uyumsuzluğu savuşturacak
bir sıcaklık arayarak.
Sis perdelerinden
yolunu yokluyor,
katmanlarından biçimlendirir gibi
benim boş sayfalarımı.
Acı çalıların ve
ilginç tamarisk yapraklarının hışırtısına
mırıldanıyor,
ve rüzgârların bir şeyini alıp
balkonumun kenarlarına taşıyor.
Burada, pencere camında
elimi uzatıyorum,
kendi dizelerini çiğ damlalarıyla yazsın diye,
biliyorum ki çiğ hiçbir anlamı ele vermez,
kalp parmaklardan önce yazdığında
saydam bir yazıyla:
Geç kaldın,
ve ben kendi bekleyişimdim.
Yokluğun hayatı kapladı,
mezarım gibi
uçucu bir yurt oldu.
Öyleyse nasıl dökebilirim soğuğu sözcüklere,
nasıl öğretebilirim uyumsuzluğa bir ezgi olmayı,
ölüm iniltisiyle kanayan yankısıyla?
Sana söyleyeceğim ki
sessizlikle barıştım
beklenen sıcaklık için,
fırtına dilin
egemen olduğu vakitlerde.
Ve şimdi, işte buradayım,
sözcükleri dizginliyorum,
son dizeye varıyorum,
hayretle dalıp gidiyorum
çünkü sen benden önce geldin,
ve yokluğunla
beni kendi yolunda yazdın.
I WAS MY OWN WAITING
Here, from the courtyard, is emerging
the poem I have been searching for
in the evenings,
trembling from December's cold,
seeking warmth
to ward off dissonance.
It gropes its way
through mist's veils
as if shaping from its layers
my blank sheets.
It hums to the rustle of
bitter shrubs and tamarisk leaves
and something of the winds blowing
to carry it to the edges of my balcony.
Here, upon the windowpane,
I stretch out my hand to compose
its own verses with dewdrops,
knowing that dew betrays no meaning
when the heart pens it before fingers
in a translucent script:
You were too late,
and I was my own waiting.
Your absence stretched across life,
becoming a fleeting homeland
for a grave like mine.
How, then, can I pour the cold into words,
teach dissonance to become a melody
whose echo bleeds with death-rattles?
I will tell you that
I made peace with silence
for awaited warmth,
when the tempest was
the prevailing language.
And now, here I am
harnessing words,
reaching the final line,
engrossed in stupefaction
that you have preceded me,
and written me in your own way
through absence.
Mustafa Abdulmalek Al-Sumaidi| Yemen

Yorum Yazın